<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
	<title>D&#304;N ve K&#220;LT&#220;R</title>
	<link>http://dinvekultur.azbuz.com</link>
	<description>D&#304;N ve K&#220;LT&#220;R</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>3 Dec 2006 00:43:39 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>D&#304;N ve K&#220;LT&#220;R</title> 
  <link>http://dinvekultur.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>Edebiyatta Eski Ramazanlar</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009094663</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/90/94/5000000009094663.gif" align='right' border='0'> <p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="font-size: 24pt; color: #d99594; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-themetint: 153; mso-fareast-language: TR">Edebiyatta Eski Ramazanlar</span></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="color: #333333; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-bidi-font-family: Arial"><font size="3">&nbsp;</font></span></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="color: #333333; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan ayı M&uuml;sl&uuml;manların t&uuml;m yaşamını etkiliyor. Bir ay s&uuml;ren bu ibadet ayını bir&ccedil;ok yazar romanlarına konu etti ve b&ouml;ylece ramazan T&uuml;rk edebiyatının bir par&ccedil;ası oldu.</font></span></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="color: #333333; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-bidi-font-family: Arial"><font size="3">&nbsp;</font></span></b></p><p align="left" style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: left; mso-margin-top-alt: auto"><span style="font-size: small"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">H&Uuml;LYA SOYŞEKERCİ</span></span><b><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3"></font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Puslu an(ı)lar mahyaların gizemli ışığında asılı duruyor; fenerlerin, kandillerin aydınlattığı kadim bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; kalıyor ge&ccedil;miş zamanların &uuml;zerinde. &ldquo;Y&acirc; Şehr-i Ramazan&rdquo; s&ouml;z&uuml;ndeki şehr; bir aylık zaman, bir ay anlamına geliyor. Eski ramazanlar, toplumsal yaşamda bir ay s&uuml;ren hareketliliğin, canlılığın ve aynı zamanda şehir k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, kentsel yaşama tarzının bir g&ouml;stergesi durumundaydı. Şimdi d&uuml;şsel bir zaman yolculuğuna &ccedil;ıkalım ve sayfaları arasında &ldquo;Nerde o eski ramazanlar&rdquo; diye fısıldayan, o g&uuml;nleri incecik bir h&uuml;z&uuml;nle y&acirc;d eden edeb&icirc; eserlerin d&uuml;nyasında dolaşalım biraz...</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Edebiyatın eski ramazanlarını, İstanbul&rsquo;da yaşamayı tam anlamıyla i&ccedil;selleştirmiş yazarların anılarından, roman ve şiirlerinden okuyoruz. İstanbul ile ramazanlar, yaşamdan beslenen, yaşamı yansıtan ve yine ona y&ouml;nelen bir tarihsel b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k oluşturuyorlar edeb&icirc; eserlerde. &Ccedil;oğu 19. y&uuml;zyıla ait g&ouml;r&uuml;n&uuml;mler, insanlar, kahvehaneler, evler, camiler, sokaklar, eğlence mek&acirc;nları&hellip; Ramazan geleneklerinin anlatımı ve bu geleneklerin toplumsal- bireysel yaşamdaki etkileri, izleri&hellip; İstanbul&rsquo;un eski ramazanları; mahyalar, ışık donanımları, imsakiyeler, zengin iftar sofraları, yoksullara iftar sonrasında verilen &lsquo;diş kirası&rsquo;, davulcular, maniler, sahur yemekleri, ramazan sohbetleri, Direklerarası eğlenceleri, Bektaşi fıkraları ve daha pek &ccedil;ok sosyok&uuml;lt&uuml;rel yaşam motifleriyle edebiyat eserlerine doğrudan ya da dolaylı yansımış durumda. &lsquo;Eski ramazanlar&rsquo; imgesi, bu eserlerin etkisiyle, zihinlerde eski İstanbul&rsquo;a dair pek &ccedil;ok &ccedil;ağrışımı harekete ge&ccedil;iriyor. Edebiyat toplumsal yaşamı ne kadar kucaklayabiliyorsa, edebiyatın dile getirdiği eski ramazanlar da bambaşka bir r&uuml;ya &acirc;lemi yaşatıyor okuyanlara; bu r&uuml;ya b&uuml;y&uuml;l&uuml; bir Şark masalından s&uuml;z&uuml;l&uuml;p geliyor sanki.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Edebiyatta ramazanlar denince, Ahmet Rasim ilk akla gelen isimlerden. İyi bir gazeteci, tam bir sohbet (ve muhabbet) adamı olan Ahmet Rasim, <i>Şehir Mektupları</i>&rsquo;nda, <i>Ramazan Sohbetleri</i>&rsquo;nde yaşadığı d&ouml;nemin İstanbul&rsquo;unu dile getirirken, kentin ramazan ayı i&ccedil;inde yaşadığı toplumsal hareketliliğe vurgu yapar; İstanbul&rsquo;u b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zellik ve canlılığıyla anlatır. Yeme i&ccedil;me k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; de unutmaz:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan geldi dediler. Tanıyamadım. Zira benim bildiğim Ramazan b&ouml;yle eli boş gelmez. &Ouml;teden beri bereketli ay diye meşhurdur. Hani nerede? Şekerci d&uuml;kk&acirc;nlarını &ccedil;&ouml;mlek&ccedil;ilere d&ouml;nd&uuml;ren re&ccedil;el kavanozları, ağızları t&uuml;lbentli k&uuml;pler, bakkallarda morlu-kırmızılı bağlarla daire daire asılıp sallanan g&uuml;lla&ccedil;lar... Anadolu şehirlerinin imal&acirc;tı olan pastırmalar, sucuklar, hani ya? Efendi yiyecek almış, hamal &ouml;nde k&uuml;fe gıcırdar, kendisi arkadan evin yolunu tutar&hellip;</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">AHMET RASİM&rsquo;İN RAMAZANLARI</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan Sohbetleri&rsquo;nde (1913) Ahmet Rasim&rsquo;in g&ouml;zlem ve anılarının aktarımıyla, İstanbul&rsquo;un ramazan g&uuml;nleri hakkında b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; bilgi sahibi olabiliyoruz. Fıkra tadındaki <i>Şehir Mektupları</i>&rsquo;ndan (1910&ndash;1911) <i>17. Mektup</i>&rsquo;u okuyalım: </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ben zaten, &uuml;mmetin oru&ccedil;lularından olduğum i&ccedil;in, ramazandan pek rahatsız olmam. Bildiklerimden pek &ccedil;ok kişi de benim gibidir. Ne olacak? G&uuml;nde beş kuruşa işkembe &ccedil;orbasıyla, yarım baş suyuna salınmış s&ouml;ğ&uuml;ş ile beslenen mideler a&ccedil;lık elemine alışmış demektir. Fakat ne haldesiniz? Burasını anlamak isterim. Acaba, evde mama dadıya bir par&ccedil;a bir şey saklatıp g&uuml;zelce yedikten ve akşama kadar s&uuml;recek katlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dozunu d&uuml;ş&uuml;rmemek i&ccedil;in birka&ccedil; bardak su i&ccedil;tikten sonra ele teşbih alarak mı &ccedil;ıkıyorsunuz? D&uuml;nyada bu riyacı tavrı yutmayanlardan biri de bizim Ayazağa mektup&ccedil;usudur.' Ha, g&ouml;reyim seni!' deyin. Size, oru&ccedil;suz olup da kendisini halka niyetli g&ouml;steren ne kadar bey, efendi, ağa, hanım varsa hepsini birer birer se&ccedil;ip ayırır. Bu ustalığı ne şekilde edindiğini sorduğumda dedi ki: - Bundan kolay bir şey yok. Bir kere &ccedil;ehresine bakarım: Eğer yazar &ccedil;ehreli ise oru&ccedil;lu, direkt&ouml;r simasında ise oru&ccedil;suzdur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ikiden biri senenin her g&uuml;n&uuml;nde mutlaka a&ccedil;, &ouml;teki muhakkak toktur.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ahmet Rasim, ş&ouml;yle tarif eder ramazanı: </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">G&uuml;lleri a&ccedil;mış, s&uuml;mb&uuml;lleri, laleleri, zerrinleri, fulyaları yetişmiş, b&uuml;lb&uuml;lleri şakıyan otuz g&uuml;nl&uuml;k bir baharistan. </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">1900&rsquo;lerin başlarında ve daha &ouml;nceki ramazanlarda giyilen elbiselere, gezilen yerlere, mek&acirc;nları dolduran kabadayılara; ramazan eğlencelerine ve aşklarına dair anlattıkları keyifli bir okuma yaşantısı sunar. Tanpınar, <i>Beş Şehir</i>&rsquo;in İstanbul b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Ahmet Rasim&rsquo;in 1913&rsquo;te yazdığı <i>Sokaklarda Geceler&rsquo;</i>ine değinerek ş&ouml;yle bir yorumda bulunur: </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">SAKIN GE&Ccedil; KALMA ERKEN GEL</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">İstanbul gecelerinin b&uuml;t&uuml;n b&uuml;y&uuml;s&uuml;, yerli hayatın bi&ccedil;areliği ile beraber bu yazıdadır. Artık kaybolan yahut kalıntı hayatını yaşayan eski İstanbul Mahallesi orada sanki kendi uykusunda sayıklar. </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ali Canip Y&ouml;ntem&rsquo;in deyişiyle s&ouml;ylersek, &ldquo;Ahmet Rasim Bey </font><font size="3">bu yazıları yazmamış olsaydı</font><font size="3"> bizden sonra gelenler İstanbul&rsquo;un d&uuml;nk&uuml; ve bug&uuml;nk&uuml; &ouml;zelliklerini bilemezlerdi. Gelecek bu se&ccedil;kin yazarın &ouml;nemini daha &ccedil;ok değerlendirecektir.&rdquo; Ahmet Rasim&rsquo;in &ouml;zelliği, okurunu daha ilk c&uuml;mleden sarmasıdır. Kendine &ouml;zg&uuml; bir &uuml;slup ve ironiyle yazdığı yapıtları geniş bir kitle tarafından zevkle okunan Ahmet Rasim, ramazanın gerektirdiği yaşama bi&ccedil;imine de harfiyen uyar; ama bu ay dışında, rakı adabı ve usul&uuml;n&uuml; de gayet iyi bilirdi. Ahmet Rasim m&uuml;ziğe de meraklıydı; 70 kadar şarkı bestelemiş, bunlardan 42&rsquo;si bug&uuml;ne kalmıştır. En &uuml;nl&uuml; şarkısı <i>&ldquo;Sakın ge&ccedil; kalma erken gel&rdquo;</i>i, hanımının bir akşam&uuml;zeri kendisine bu s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylemesi &uuml;zerine bestelemiştir.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ahmet Rasim&rsquo;in kaleminden ramazanda kış gecelerini ş&ouml;yle okuyoruz: </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Bir zamanlar kış ramazanlarında evlerde toplanarak teravihler kılındıktan sonra, Tefsir, Buhar-i şerif, Kısas-ı Enbiya, Mesnevi şerhleri, Siyer, Menakıb-ı Meşayıh, Hik&acirc;y&acirc;t-ı evliya, Muharebat-ı Meşhure, Cihann&uuml;ma, T&acirc;c&uuml;&rsquo;t-tevarih, Naima, Raşit, Cevdet tarihleri gibi hoşa giden kitaplar, el yazısı daha nice makbul eserler okunur, tekkelerde zikirler, devranlar yapılır, bazı yerlerde Muhammediyye, Ahmediyye, Battal Gazi, Taberi, Binbir Gece, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kanber, Hayber Kalesi, Kesikbaş, dev masalları ile vakit ge&ccedil;iştirilir, musikiden fasıllar, şarkılar ge&ccedil;ilir imiş.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">RAMAZAN MANİLERİYLE MEŞHUR</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazanın vazge&ccedil;ilmezlerinden davulcular ve onların s&ouml;yledikleri ramazan manilerinin bir kısmı da Ahmet Rasim&rsquo;in derlemesiyle bizlere kazandırılmış. Yazar, &ldquo;<i>Bunlar Saba ve D&uuml;gah &uuml;zerinden okunurdu</i>.&rdquo; diyor. Aktardığı manilerden birka&ccedil;ı ş&ouml;yle:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Besmeleyle &ccedil;ıktım yola</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Selam verdim sağa sola</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">A benim devletli efendim</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazanın m&uuml;barek ola.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">* * * </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Davulumun ipi tektir</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Bana derler Deli Bekir</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Aş&ccedil;ıbaşı baklava getir</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Yiyemezsem geri g&ouml;t&uuml;r</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Davulumun ipi kaytan</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Sırtımda kalmadı mintan</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Verin beyler bahşişimi</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Sırtıma alayım mintan.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Davulcu ve onu sahur vaktine kadar d&ouml;rt g&ouml;zle bekleyenler a&ccedil;ısından ramazanın kışa rastlaması pek de istenen bir durum değildir. Zira davulcu, hava soğuk olduğundan keyifle ve rahat rahat &ccedil;alamaz davulunu; dinleyenler ise davulun derisi soğuktan etkilendiği i&ccedil;in, &ccedil;ıkan sesi pek sevemezler. Refik Halit Karay, <i>&Uuml;&ccedil; Nesil &Uuml;&ccedil; Hayat </i>(1943)<i> </i>adlı anılar kitabında bu durumu ş&ouml;yle dile getiriyor:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Benim &ccedil;ocukluğumun ramazanları kara kışa rastlamıştı. Onun i&ccedil;indir ki, kulağımda kalan ilk davul sesi olduk&ccedil;a kof ve hayli neşesizdir. Zira deri, rutubetten p&ouml;rs&uuml;m&uuml;ş bulunurdu; ayrıca kapalı camlar ve kafesler ardından ses, i&ccedil;eriye boğuklaşarak girerdi.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan gecelerinin en &uuml;nl&uuml; eğlence mek&acirc;nı Direklerarası&rsquo;nı, Sal&acirc;h Birsel <i>Sal&acirc;h Bey Tarihi&rsquo;</i>nin ilki olan <i>Kahveler Kitabı&rsquo;</i>nda (1975) ş&ouml;yle anlatır:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">DİREKLERARASI&rsquo;NDA BİR TARİH</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Direklerarası, Kalenderhane Camii &ouml;n&uuml;nde başlar. Şehzadebaşı Caddesi'nin Onaltımartşehitleri Caddesi'yle Dedeefendi Caddesi'nin kavşak noktaları arasında kalan par&ccedil;adır burası.(...) Buraya Direklerarası denilmesinin nedeni de yolun iki yanında taş direklere dayanan kemerler bulunmasıdır. Direklerin arası altı metre var, yoktur. Halk, bu kemerlerin altından ge&ccedil;er. Direkler, Meşrutiyet'in ilanına değin vardır. Meşrutiyet'ten hemen sonra Şehzadebaşı Caddesi genişletilmek istenince kemerler, direkler yıkılmış caddeye de tramvay hattı d&ouml;şenmiştir.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Burhan Arpad <i>Direklerarası </i>(1974) adlı kitabında, 1890'ların sonundan bir İstanbul g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; aktarıyor:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Sokaklar kapkaranlık, elleri muşamba fenerli insanlar, &uuml;&ccedil;er beşer kişilik gruplar halinde, g&uuml;le konuşa ge&ccedil;iyorlar. Teravih namazı yeni bitti. Oru&ccedil;larını tutmuş, namazlarını kılmış insanlar, Direklerarası'na gidiyorlar. Ramazanın ibadetlerini yerine getirmiş olmanın i&ccedil; rahatlığıyla, Direklerarası'nda eğlenmeye gidiyorlar.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">C&Uuml;MB&Uuml;ŞL&Uuml; GECELER</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">İstanbul Geceleri (1971) adlı kitabında Samiha Ayverdi, Direklerarası'nın semti Şehzadebaşı'nın ramazan gecelerindeki c&uuml;mb&uuml;şl&uuml; halini gayet g&uuml;zel anlatır:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Nereye ve ni&ccedil;in gidip geldiğini bilmez bir kalabalığın dalgalandığı mek&acirc;nlarda, Abd&uuml;lhamit'in gizli polisi bile arzı endam eder.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ayverdi'nin deyişine g&ouml;re, Fehim Paşa burada, hafiye teşkilatına bağlı &ouml;zel bir şube bile oluşturur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; devlet adamından k&uuml;lhanbeyine, Osmanlı'nın her t&uuml;r insanı, gece yarısını iki &uuml;&ccedil; saat ge&ccedil;esiye kadar hep buradadır. Samiha Ayverdi&rsquo;nin 1906 yılında Şehzadebaşı&rsquo;nda doğmuş olduğunu da hatırlatalım ayrıca...</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Halit Fahri Ozansoy, <i>Eski İstanbul Ramazanları</i>&rsquo;nda (1968) Direklerarası&rsquo;nı bir film sahnesi gibi betimler:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">İftara bir saat kala, Direklerarası'nda &ccedil;aycı d&uuml;kk&acirc;nlarının ve tiyatroların &ouml;n&uuml;nde biriken bir yığın halk, bunlar seyirciler&hellip; Fakat sokaktan ge&ccedil;en kalabalık omuz omuza. Kupa ve payton arabaları da 'destur' sesleri ile bu mahşeri yarmakta. &hellip; Halk, hi&ccedil; durmadan, bir sel gibi ge&ccedil;iyor. Mevsim yazsa, fesleri kaşlarına doğru hafif eğik, sinekkaydı traşlı, pomatlı bıyıkları ince ve yukarı doğru kıvrık, eldivenli ellerindeki ucu g&uuml;m&uuml;ş veya altın başlı bastona nazik nazik basarak y&uuml;r&uuml;yen alafranga şık beyler... Ceketlerinin arasından alamod desenli yelekleri g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. G&ouml;zl&uuml;kl&uuml;ler kelebek g&ouml;zl&uuml;kl&uuml;. İşte mektepliler, bazısının kitapları koltuğunda. İşte eli tesbihli, g&ouml;zleri orucun tesiri ve sigara tiryakiliği ile dalgın, yaşlı beyefendiler, uşakları arkalarında&hellip;&rdquo;</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">RAMAZANLAR VE BAYRAMLAR</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazanın &ccedil;evresinde oluşan bir&ccedil;ok gelenek ve g&ouml;renek, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde silinmez izler bıraktığı gibi edebiyatımızda da unutulmaz sayfalar a&ccedil;mıştır. Ramazan &ccedil;evresindeki gelenek ve g&ouml;reneklerin en &ouml;nemli &ouml;zelliği, insanlar arasında sosyal yardımlaşmayı geliştirmesi, toplumsal beraberlik ve dayanışmayı pekiştirmiş olmasıdır. Zek&acirc;t ve sadaka vermek ramazanlarda gelenekselleşmiştir. Servet-i F&uuml;nun şairi Tevfik Fikret şiirlerinde hem ramazanlara hem de bayramlara yer vermiş; bu toplumsal olguların etkilerini ve &ouml;nemini dile getirmişti. Tevfik Fikret&rsquo;in insani ve vicdani duygularla işlediği &lsquo;yoksullara acıma ve yardım&rsquo; izleği bir&ccedil;ok şiirinde kendini g&ouml;sterir. Şairin <i>Ramazan Sadakası</i> (1898) şiiri etkileyici bir atmosfer ve acı bir &ouml;yk&uuml; taşır i&ccedil;inde: K&ouml;pr&uuml; &uuml;zerinde dilenmek zorunda kalan hasta, yoksul, &ccedil;elimsiz ve bedensel engelli bir &ccedil;ocuk vardır bu &ouml;yk&uuml;de. Hava yağmurlu ve soğuktur; zavallı &ccedil;ocuğun yakarışlarını kimseler duymaz: </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">soğuk, soğuk&hellip; acı bir yakınma ağlayışı </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">gibi yaşamın y&uuml;reğinin, gelir r&uuml;zg&acirc;rların iniltisi; </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">soğuk, soğuk&hellip; denizin ağlamaktan titreyen sesi </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">verir y&uuml;reklere birden bir kanat titreşimi. </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">delik pa&ccedil;avralar altında bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k yolcu&hellip;</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Şair, <i>Haluk&rsquo;un Bayramı</i> (1911) şiirinde, sabahleyin bayramlık giysilerini giyip elini &ouml;pen oğluna seslenirken, sefaletin sarı y&uuml;zl&uuml; yetimlerini sevindirmesini; yardımlaşma ve paylaşım i&ccedil;inde olmasını &ouml;ğ&uuml;tler:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">&Ccedil;ıkar o s&uuml;sleri artık, <i>sevindiğin yetişir;</i></font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">&Ccedil;ıkar, biraz da şu &ouml;ks&uuml;z giyinsin, eğlensin;</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Biraz g&uuml;zellensin şu r&ucirc;-yı zerd-i sefalet... </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Evet meserrettir &ccedil;ocukların payı; </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">L&acirc;kin sevincinle sevinmiyor şu yetim, ağlıyor... </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Hal&ucirc;k, dinle!</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazanı dile getiren yazarlardan biri de Cenab Şahabeddin'dir. <i>İstanbul'da Bir Ramazan</i> adlı kitabındaki <i>Ramazan Hasbihalleri</i> başlığı altındaki makaleleri, 20 Mayıs ile 18 Haziran 1920 tarihleri arasında, Anadolu&rsquo;nun bir kısmı ile İstanbul'un işgal altında bulunduğu sırada kaleme alınmıştı. 1920&rsquo;de İstanbul'da ramazan ayı, İstanbul'un ge&ccedil;mişi, şehrin doğal ve tarihsel g&uuml;zellikleri, bazı din&icirc; ve siyasi konularla I. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nın a&ccedil;mış olduğu derin yaralar &ccedil;evresinde oluşturduğu bu yazılarında Cenab Şahabeddin&rsquo;in zek&acirc;sının b&uuml;t&uuml;n kıvraklığına ve ironik anlatımına tanık olmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Edebiyatımızda ramazanı işleyen bir&ccedil;ok şiir vardır. Bunların bir kısmında, Osmanlı&rsquo;nın &ccedil;&ouml;k&uuml;ş yıllarında yazılmış olmalarının etkisiyle, dua ve yakarış havası h&acirc;kimdir. Mehmed &Acirc;kif Ersoy&rsquo;un 1910 yılında kaleme aldığı, <i>&ldquo;Y&acirc; rab, şu muazzam ramazan h&uuml;rmetine /Kaldır aradan vahdete h&acirc;il ne ise&rdquo;</i> beytiyle başlayan şiiri bunların karakteristik &ouml;rneğidir.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">BEKTAŞİ FIKRALARI EKSİK OLMAZ</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><font size="3"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">Yahya Kemal Beyatlı&rsquo;nın <i>Atik Valde&rsquo;den İnen Sokakta</i></span><i><span style="color: red; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"> </span></i><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">(1913)</span><i><span style="color: red; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"> </span></i><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">isimli şiiri de ramazanla ilgili tanınmış &ouml;rnekler arasında sayılabilir. Yahya Kemal bu şiirinde, İstanbul'un &uuml;cra ve fakir bir semti olan Atik Valde&rsquo;nin sade insanlarını, bu insanların temiz inan&ccedil;larını ve kendi d&uuml;nyalarını anlatır. Şair, bir ramazan g&uuml;n&uuml;, iftardan &ouml;nce Atik Valde semtine gider. Yahya Kemal'i yaşadığı semtten bu eski, &uuml;cra semte getiren duygu, yoksul semtlerin manev&icirc; havasıdır. Şair, Atik Valde'de yaşayan insanlara ilgiyle bakar. Bu &ldquo;s&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş benizli&rdquo; insanlar, sessizce, birer birer &ccedil;arşıdan evlerine d&ouml;nerler. İftar vakti yaklaşmış, herkesin kulağı top sesindedir. Bir s&uuml;re sonra meydanda kimse kalmaz. G&uuml;n sona ermiştir. Top g&uuml;rleyip oru&ccedil; a&ccedil;ılınca, kerpi&ccedil;ten evlerde yaşayan insanları neşe kaplar. Şair, tenha sokakta neşesiz ve tek başına kalır; yalnızlık ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;yle kendini gurbette hisseder. Şairin fırtınalar i&ccedil;inde &ccedil;alkalanan ruhu, yalın mutluluklarla yaşayan bu insanların d&uuml;nyasına &ouml;ylesine uzak ve yabancıdır ki&hellip;</span></font></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><font size="3"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">Eski ramazanlar dile getirilirken Bektaşi fıkraları anlatılmazsa bir şeyler eksik kalır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu fıkralar ramazan k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n &ouml;nemli birer &ouml;ğesi durumundadırlar. Abd&uuml;lbaki G&ouml;lpınarlı <i>Ramazan Geldi Hoş Geldi</i> (1962)</span><i><span style="color: red; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"> </span></i><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Times New Roman TUR&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt">adlı eserinde, eski ramazanları anlatırken Bektaşi fıkralarına da yer verir: </span></font></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Bektaş&icirc;ye sormuşlar:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">- Ramazanla nasılsın? Cevap vermiş:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">- Pek iyiyiz erenler, ne ben fakir m&uuml;bareği incitiyorum, ne de o fakire dokunuyor.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">G&ouml;lpınarlı ayrıca o d&ouml;nemin sosyal yaşamını ayrıntılarıyla aktarır:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">İftardan sonra sade kahveler, derken teravih. Teravihi hatimle kıldıran imamlar vardı. Cemaat birinci secdeden kalkmadan ikinci rek&acirc;tı bitiren imamlar vardı. Bahariye Mevlevihanesi'nin imamı (Hafız Zındık da derlerdi), Karag&ouml;z'e gideceği geceler otuz &uuml;&ccedil; rek&acirc;t namazı on beş dakikaya sığdırıverirdi. B&uuml;y&uuml;k konaklara imamlar tutulur, teravih, konağın salonunda kılınırdı. Bu da ramazanın bir başka şerefiydi.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Teravihten &ccedil;ıkıldıktan sonra herkese, meşrebince bir seyran vardı. Kimisi mahya seyrederdi. Ger&ccedil;ekten de bu, zevkine doyum olmaz bir seyirdi. Usta mahyacılar, ramazanın on beş gecesi, iki minarenin arasını kandillerden yazılarla bezerlerdi. İlk g&uuml;nlerde &ldquo;Merhaba&rdquo;, &ldquo;Hoş geldin&rdquo;, derken ayetler, hadisler. On beşinden sonra resim başlardı. G&uuml;l, karanfil lale... Yirmi yedinci gece ve bazı camilerde bayram gecesi, minareye kaftan giydirilirdi. Yani k&uuml;lahından şerefesine kadar dizi dizi kandilden duvağa b&uuml;r&uuml;n&uuml;rd&uuml; minare. (&hellip;)</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazanın on beşine kadar yokuş, on beşinden sonra iniş denirdi. İftar vermeler, iftara gidişler, bu gece ne yapalım, sahura ne hazırlayalım gibi kaygılar, yirmi bir, yirmi yedi. Derken hatim. Bu arada Ey&uuml;p Sultan&rsquo;da iftar, herhangi bir derg&acirc;ha gidiş yahut Hırka-i Saadet ziyareti. Nihayet arife gelir &ccedil;atardı. Mahyacı, o gece ya &ldquo;El-firak&rdquo; yazardı, ya &ldquo;El-veda&rdquo; yahut da bir top arabası resmi yapardı, namludan &ccedil;ıkmış mermiyi de kırmızı kandille g&ouml;sterirdi, ay da biterdi.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">D&Uuml;Ş VE MİZAH BİRLİKTE</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Daha &ouml;nceki y&uuml;zyıllara gidersek, eski edebiyatımızın da ramazanı yaygın bir şekilde ele aldığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Divan ve Halk edebiyatlarında 15. y&uuml;zyıldan itibaren ramazan hem din&icirc; ve manevi y&ouml;n&uuml;yle hem de mizahi y&ouml;n&uuml;yle işlenmiş, bu &ccedil;er&ccedil;evede geniş, yaygın ve canlı bir k&uuml;lt&uuml;r ortamı yaratılmıştır. İbadet y&ouml;n&uuml; yanında iftar, sahur ve bayramıyla da insanlar &uuml;zerindeki etkisi, bazen d&uuml;ş ve mizah unsurlarıyla birlikte işlenmiştir. Divan şairlerinin, ramazan ayının gelişini anlattıkları kasidelere &ldquo;ramazaniye&rdquo; deniyordu. İşte Fuz&ucirc;li&rsquo;ye ait bir ramazaniyeden (16. y&uuml;zyıl) dizeler:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan oldu budur vehm-i Fuz&ucirc;linin kim</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Nice g&uuml;n i&ccedil;meye mey z&uuml;hd ile n&acirc;-geh tuta h&ucirc;</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">(Ramazan oldu; Fuzuli'nin d&uuml;ş&uuml;ncesi odur ki; ka&ccedil; g&uuml;n şarap i&ccedil;meyecek, ka&ccedil; g&uuml;n ham sofulukla ne zaman kadar hu diyecek?)</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Eski şiirimizde şarabın samimi Allah aşkının simgesi olduğunu da belirtmek gerek bu arada.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Zamanda yolculuğumuzda, 19. y&uuml;zyıl sonu ve 20. y&uuml;zyıl başlarındaki İstanbul durağında inelim yeniden. Recaiz&acirc;de M. Ekrem&rsquo;in yazdığı ve ilk realist romanlarımızdan sayılan <i>Araba Sevdası</i>&rsquo;nda (1896), alafranga yaşam hayranı Bihruz Bey, &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sandığı sevgilisinin yasıyla o g&uuml;nlerde başlayan ramazana ve oruca verir kendini. Akşamları teraviye gider. Bihruz Bey, iki k&uuml;lt&uuml;r arasında bocalayan &ccedil;elişkili yaşantılarıyla romanda olduk&ccedil;a g&uuml;l&uuml;n&ccedil; bir karikat&uuml;r konumundadır. </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><b><span style="color: #943634; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: accent2; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-themeshade: 191"><font size="3">HALİDE EDİP&rsquo;İN KARAG&Ouml;ZLERİ</font></span></b></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Edebiyatımızda İstanbul mahalle yaşamını en iyi anlatan yazarlardan biri de Halide Edip Adıvar&rsquo;dır. Onun <i>Sinekli Bakkal</i> (1936) romanı tam anlamıyla bir &lsquo;gelenekler romanı&rsquo; olarak edebiyat tarihi i&ccedil;inde yerini alır. Roman kahramanı Rabia&rsquo;nın g&uuml;zel bir sesi vardır, dedesi tarafından hafız olarak yetiştirilir. Ramazanlarda camileri gezer, mukabele okur, ara sıra mevlitlere &ccedil;ağrılır. Şehzade Nihat Efendi&rsquo;nin yalısına da mevlit okumaya davet edilir. S&uuml;rg&uuml;ne g&ouml;nderilen babası Tevfik, Karag&ouml;z sanat&ccedil;ısıdır&hellip; İstanbul&rsquo;un mahalle yaşamını ve ramazanları bu roman &uuml;zerinden okumak apayrı bir zenginlik kazandırır okuyana. </font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Halide Edip, <i>Mor Salkımlı Ev</i> (1963) adlı anılar kitabında kendi &ccedil;ocukluğundaki ramazanları ve toplumsal yaşamı, bir &ccedil;ocuğun g&ouml;rme bi&ccedil;imiyle, ilgin&ccedil; ve renkli tablolar halinde betimler:</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ramazan başlamıştı. &Ouml;nce sokaktan ge&ccedil;en erkeklerin ve &ccedil;ocukların ellerinde bir yandan &ouml;b&uuml;r yana salladıkları fenerler, odanın perdelerinde ışıktan yarım daireler &ccedil;izerek ge&ccedil;iyorlardı. Sonra sahura kaldıran davul. (&hellip;) O g&uuml;nlerde İstanbul&rsquo;un bu kısmı sadece eski ve geniş sa&ccedil;aklı ahşap evler ile dolu idi. S&uuml;tnine elimi yakaladı ve beni camiye g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Sokaklar, y&uuml;z&uuml; pe&ccedil;eli gen&ccedil;ler, renk renk &ccedil;arşaflı kadınlar, ellerinde tespih &ccedil;eken erkeklerle dolu idi. Her cami avlusu, renkli ve değerli taşlardan yapılmış tespihler, &ccedil;ubuk, sigara ağızlıkları, kuruyemiş, baharat ve akla gelmeyen şeylerle dolu idi. İmparatorluğun her bucağından kendi b&ouml;lgelerinin kıyafeti ile gelmiş, kendilerine mahsus şive ile hepsinin ayrı bir makam verdiği sesle mallarını satan satıcılar vardı. Arapların Mekke&rsquo;den geldiğini iddia ettikleri kınaları, s&uuml;rmeleri kapış kapış satılıyordu. Nihayet, S&uuml;leymaniye Camii&rsquo;nde bir mukabele, camiin &ccedil;evresindeki o kurşun renkli binaların senfonisi, beni adeta sarhoş etti. İ&ccedil;imde il&acirc;h&icirc; bir ahenk akını var gibi idi. (&hellip;) İ&ccedil;eride yine kurşuni bir havada o y&uuml;ksek kubbeden inen yağ kandilleri, boşlukta parıldayan birer gezegen idi. Camlardan sızan ışık, bu kurşuni havaya g&ouml;r&uuml;lmeyen, fakat sezilen bir tembellik ekliyordu. Bunlar s&ouml;n&uuml;nce denizle g&ouml;ky&uuml;z&uuml; gibi bir şey olacaktı.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Edebiyat eserlerinde anlatılan eski ramazanlar, d&ouml;nemindeki toplumsal yaşamdan renkli ve ilgin&ccedil; kesitlerin aktarımı oldukları kadar; kahramanlar &uuml;zerinden dile getirilen bir yaşama tarzının, bir algılama bi&ccedil;iminin ve bir hayat anlayışının yansımalarıdırlar. Anılardan beslenen ve y&uuml;reğimizde ge&ccedil;miş zamanlar r&uuml;zg&acirc;rı estiren yaşam par&ccedil;alarıdırlar.</font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="color: #333333; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font size="3">Ve<i> &ldquo;b&acirc;k&icirc; kalan bu kubbede, bir hoş sedadır.&rdquo;</i></font></span></p><p style="background: white; margin: 0cm 0cm 9.75pt; line-height: 140%; text-align: justify; mso-margin-top-alt: auto"><span style="font-size: 10pt; color: #7f7f7f; line-height: 140%; font-family: &quot;Georgia&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman TUR'; mso-themecolor: text1; mso-themetint: 128; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic"><a href="http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=17132" target="_blank" class="pageLinks"><span style="color: #7f7f7f; text-decoration: none; mso-themecolor: text1; mso-themetint: 128; text-underline: none">http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=17132</span></a></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>21 Sep 2008 00:39:25 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009094663</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>&#350;eriat, Hukuk Demektir</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009047906</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/90/47/5000000009047906.gif" align='right' border='0'> <div><span style="font-size: 18pt; color: #4f6228"><span style="color: #4f6228; text-decoration: none; text-underline: none"><p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><b><font face="Times New Roman"><span style="font-size: 22pt; color: red"><br>Şeriata &Ouml;vg&uuml;</span></font></b> - <b><span style="font-size: 12.5pt"><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Mustafa Akyol&nbsp;&nbsp;</font></font></span></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><br><font color="#000000"><font face="Times New Roman">ABD&rsquo;nin &ouml;nde gelen gazetesi New York Times, bundan iki ay kadar &ouml;nce İslam hukuku hakkında &ccedil;ok uzun, kapsamlı ve &ouml;nemli bir makale yayınladı. &lsquo;Şeriat, Hukuk Devleti Anlamına mı Geliyor?&rsquo; (Does Shariah Mean The Rule of Law?) başlıklı yazı, Harvard &Uuml;niversitesi&rsquo;nden gen&ccedil; hukuk profes&ouml;r&uuml; Noah Feldman&rsquo;ın imzasını taşıyordu ve epey de &lsquo;ezber bozucu&rsquo;ydu. </font></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><br><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Feldman, &ouml;nce &lsquo;ezber&rsquo;e değiniyor ve ş&ouml;yle diyordu: &lsquo;&Ccedil;oğumuz i&ccedil;in &lsquo;şeriat&rsquo; kelimesi, kesilen eller, taşlanan zaniler ve baskı altına alınan kadınlar gibi korkun&ccedil; şeyleri &ccedil;ağrıştırıyor.&rsquo; Ama hemen ardından ekliyordu: &lsquo;Oysaki, İslam hukuku, tarihinin b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde, aslında d&uuml;nya &uuml;zerinde var olan en liberal ve h&uuml;manistik hukuk ilkelerini sunmuştur.&rsquo; <br><br>Feldman&rsquo;ı bu yargıya ulaştıran analiz y&ouml;ntemi, İslam hukukunu, geliştiği d&ouml;nemin diğer hukuk sistemleri ile karşılaştırmaktı. &lsquo;Şeriat&rsquo;tan dehşete kapılan Batılılara şu hatırlatmayı yapıyordu: <br><br>&lsquo;Geleneksel İngiliz yasalarının 5 şilinden y&uuml;ksek hırsızlıklar ve daha pek &ccedil;ok su&ccedil; i&ccedil;in idam cezasını &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bug&uuml;n kim hatırlıyor? Ya da işkencenin 18. y&uuml;zyıla dek &ccedil;oğu Avrupa &uuml;lkesinde adli sistemin meşru bir unsuru olarak kabul edildiğini ka&ccedil; kişi biliyor? Cinsiyet ayrımcılığına gelirsek, İngiliz geleneksel hukuku (common law), evli kadınlara herhangi bir m&uuml;lkiyet hakkı tanımıyor, hatta onlara kocalarından bağımsız bir hukuki kişilik bile atfetmiyordu. &Ouml;yle ki İngilizler elde ettikleri s&ouml;m&uuml;rgelerde şeriat hukukunu kaldırıp kendi hukuklarını uyguladıklarında, bunun sonucu, kadınları şeriatın kendilerine verdiği haklardan mahrum bırakmak oldu.&rsquo; </font></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><br><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Feldman, makalesinin devamında şeriatın İslam medeniyetinde modern &ccedil;ağlara dek iktidarı denetleyen ve toplumun haklarını koruyan bir adalet kaynağı olduğunu da hatırlatıyordu. Şeriatı geliştiren ulema, bazen d&uuml;nyevi iktidarın hizmetine girmişse bile, &ccedil;oğu zaman onu sınırlandırmış, keyfi idarenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mişti. Feldman&rsquo;ın deyimiyle, &lsquo;şeriat, mahkemelerde kayırmayı yasaklamış, fakir ve zengine eşit muamale yapılmasını emretmiş, hatta bug&uuml;n bazı Ortadoğu &uuml;lkelerinde yaşanan namus cinayetlerini lanetlemiş&rsquo;ti. <br><br>Zaten Osmanlı&rsquo;da sarayı protesto ederken kullanılan &lsquo;şeriat isteriz&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n manası da aslında &lsquo;adalet isteriz&rsquo;dir. </font></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><br><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Bug&uuml;n ise &lsquo;şeriat isteriz&rsquo; s&ouml;z&uuml; bize Taliban&rsquo;ın korkun&ccedil; d&uuml;zenini hatırlatıyor. Bu da elbette sebepsiz değil. Feldman&rsquo;ın da vurguladığı gibi, İslam hukuku, &lsquo;i&ccedil;tihat&rsquo; geleneğinin s&ouml;nmesi ise durağanlaşmış ve &ccedil;ağın standartlarının &ccedil;ok gerisine d&uuml;şm&uuml;ş durumda. Ama bunun nedeni, şeriatın &ouml;z&uuml;nde var olan bir sorun değil, M&uuml;sl&uuml;man d&uuml;nyanın son iki y&uuml;zyıldır i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; kriz. Bunun sebepleri ise dini değil, siyasi, ekonomik ve coğrafi. </font></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><br><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Zaten kendini geliştirmeyen her hukuk sistemi &ccedil;ağın gerisine d&uuml;şer. Atat&uuml;rk d&ouml;neminde yapılan b&uuml;y&uuml;k kadın reformu bile bug&uuml;n&uuml;n standartlarının gerisinde kaldı ki, 2001-2004 yılları arasında bir dizi hukuki d&uuml;zenleme ile kadınlara yeni haklar verdik. İslam hukuku da, eğer bazı ilahiyat&ccedil;ıların belirttiği gibi h&uuml;k&uuml;mlerin &lsquo;l&aacute;fzından&rsquo; ziyade &lsquo;maksadını&rsquo; dikkate alan dinamik bir &lsquo;us&uuml;l&rsquo; ile yorumlanırsa, pek&aacute;l&aacute; gayet &lsquo;liberal ve h&uuml;manistik&rsquo; olabilir. Zaten Feldman&rsquo;ın dediği gibi, y&uuml;zyıllar boyunca &ouml;yle olmuştur. <br></font></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt"><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Bunları yazmaktaki amacım ise T&uuml;rkiye&rsquo;ye &lsquo;şeriat d&uuml;zeni&rsquo; &ouml;nermek filan değil. Aksine T&uuml;rkiye gibi &ccedil;ok renkli toplumlarda hukuk d&uuml;zeninin mutlaka laik olması gerektiğine, aksi takdirde belirli bir inancın ve hatta mezhebin despotizmiyle y&uuml;z y&uuml;ze kalacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Ancak &lsquo;şeriat&rsquo; kavramını &ouml;c&uuml;leştirmek doğru değil. Taliban&rsquo;a veya Suudi Afganistan&rsquo;a baktığımızda kınamamız gereken şey, bizatihi &lsquo;şeriat&rsquo; değil, onu bağnaz, katı ve (&lsquo;İslami feministler&rsquo;in ifadesiyle) &lsquo;erkek egemen bakışla&rsquo; yorumlayan zihniyet.</font></font></span></p></span></span></div><div style="text-align: justify">&nbsp;</div><div><span style="font-size: 18pt; color: #4f6228"><span style="color: #4f6228; text-decoration: none; text-underline: none"><p style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12.5pt"><font face="Times New Roman" color="#000000">&nbsp;</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 10pt; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128"><a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/seriata-ovgu-103302.htm" target="_blank" class="pageLinks"><span style="color: gray; text-decoration: none; text-underline: none; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128"><font face="Times New Roman">http://www.stargazete.com/gazete/yazar/seriata-ovgu-103302.htm</font></span></a></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: 10pt; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128"><font face="Times New Roman">&nbsp;</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Times New Roman" color="#000000">Bu makale ile ilgili Hayrettin Karaman&rsquo;ın yazısı i&ccedil;in</font></span><span><font face="Times New Roman" color="#000000"> </font><a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=14.09.2008&amp;y=HayrettinKaraman" target="_blank" class="pageLinks"><span style="color: #4f6228; text-decoration: none; text-underline: none; mso-themecolor: accent3; mso-themeshade: 128"><b><font face="Times New Roman">tıklayın</font></b></span></a></span></p></span></span></div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>14 Sep 2008 23:39:55 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009047906</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>G&#246;ky&#252;z&#252;ndeki Sinema; Mahyalar</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009033470</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/90/33/5000000009033470.gif" align='right' border='0'> <p style="text-align: justify">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt; color: #365f91">Ramazanla &ouml;zdeşleşen ve g&uuml;ndelik rutinlerimizde k&uuml;&ccedil;&uuml;k farklar yaratarak zaman algımızda sabit kareler işleyen mahyalar, sadece T&uuml;rkiye&rsquo;ye &ouml;zg&uuml; ve arkasında y&uuml;zlerce yıllık bir geleneği barındırıyor.</span></b></span></p><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;<span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Ramazanın gelmesi ile g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; geceleyin renklendiren ve aydınlatan mahya ışıkları, ş&uuml;phesiz ki m&uuml;barek Ramazan ayına &ouml;zg&uuml; etkinliklerin en başından gelir. Her ramazanda iki minare arasında &ccedil;ok uzaklardan g&ouml;r&uuml;lecek şekilde &ldquo;hoş geldin, ya şehr-i ramazan&rsquo;&rsquo;, &ldquo;namaz dini direğidir&rsquo;&rsquo;, &ldquo;bu ayın kadrini bil&rsquo;&rsquo;, &ldquo;d&uuml;nya ahiretin tarlasıdır&rsquo;&rsquo; gibi s&ouml;zler yazılıyor. Ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelen bu s&uuml;sleme sanatı, aynı zamanda derin bir sinema/resim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne sahip.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Mahya ışıkları sadece g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde olan bir şey değildir. Mahya kelimesi, Fars&ccedil;ada aylık, aya &ouml;zg&uuml; anlamına gelir ve sadece ramazan ayına &ouml;zg&uuml;d&uuml;r.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Ayrıca her camiye mahya ışıkları asılmaz. Savaşta kazanılan ganimetlerle yapılan camilere asılır ve bu camiiler birden fazla minareye sahip olur. Bunun tek istisnası ise Sultanahmet camiidir. Sultan 1.Ahmet bu geleneğe uymayıp Sultanahmet Camii&rsquo;ni inşa ettirmiş ve bug&uuml;n mahya ışıklarıyla her ramazan &ccedil;ok g&uuml;zel bir şekilde karşımıza &ccedil;ıkıyor. Hatta bazı semtlerde yaşayan insanlar mahya ışıklarını g&ouml;rmek i&ccedil;in taleplerde bulunmaya başlamışlar. Bu nedenle bazı camilerde değişiklikler yapılmış. Bunlardan biri &Uuml;sk&uuml;dar&rsquo;daki Mihrimah Sultan Camii&rsquo;dir. Mihrimah camii, bir minareye sahipken, halk &lsquo;&rsquo;burada da mahya isteriz&rsquo;&rsquo; demiş. B&ouml;ylece ikinci bir minare daha yaptırılmış ve halk&nbsp; mahya ışıkları orada izleme imkanına kavuşmuş. Aynı zamanda Ey&uuml;p Sultan Camii&rsquo;nin de minareleri birer şerefe y&uuml;kseltilerek halkın daha uzaklardan mahyaları g&ouml;rmeleri sağlanmıştır.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Ge&ccedil;mişe baktığımızda ise mahya ışıklarının &ccedil;ok eskiden beri gelen bir gelenek olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Tarih&ccedil;iler, mahya ışıklarının ilk olarak yaklaşık 400 yıl &ouml;nce yandığını belirtiyor ve bu sanatın Osmanlı s&uuml;sleme sanatında &ouml;nemli bir yere sahip olduğunu dile getiriyor. Ayrıca &ouml;nem verilmesi gereken şeylerin başında ise zamanında mahyalarla resimler yapılıyor olması.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Lale Devri&rsquo;nden sonra Ramazan&rsquo;da ilk 15 g&uuml;n mahyalarla yazı yazılır, ikinci 15 g&uuml;n ise resim yapılırmış. O zamanlar Ramazan geceleri cami cami gezilir, mahyalarla yapılan resimlere bakılırmış. Mahyalara ilişkin araştırmaları sırasında bunun ilk sinema g&ouml;sterimi olduğunu fark edenler, &ldquo;Sinemanın ustası Abd&uuml;llatif Efendi&rsquo;dir&rdquo; diyorlar ve hik&acirc;yesini şu şekilde anlatıyorlar; &ldquo;Tarihte ilk sinema g&ouml;sterimi Lumiere kardeşlerin 1895 yılında ger&ccedil;ekleştirdiği hareketli g&ouml;r&uuml;nt&uuml; g&ouml;sterimi olarak biliniyor. Ancak &ccedil;ok iyi bir mahyacı olan Abd&uuml;llatif Efendi 1870&rsquo;li yıllarda S&uuml;leymaniye Camisi&rsquo;nin minareleri arasına resimli mahya kurdurmuş. Bu g&ouml;steriyi seyredenler mahya ışıklarındaki hareketi hayretle izlemiş. Abd&uuml;llatif Efendi resmettiği k&ouml;pr&uuml; &uuml;st&uuml;ndeki at arabalarını hareket ettirmiş. Yani ilk hareketli ışık g&ouml;sterisini Lumiere kardeşler değil Abd&uuml;llatif Efendi yapmış&rsquo;&rsquo;. </span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Mahya sanatı başka M&uuml;sl&uuml;man &uuml;lkelerde olmayan sadece T&uuml;rkler&rsquo;e &ouml;zg&uuml; bir sanatmış. Tam olarak ne zaman başladığı bilinememekle birlikte ilk mahya ile ilgili bir yazıyı kaleme alan Ahmed Rasim ş&ouml;yle diyor, &ldquo;burada I. Ahmed (1603-1617) d&ouml;neminde Sultanahmed Camii&rsquo;ne kurulduğu yazılıymış. Ahmed Rasim &ldquo;mahya&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n Fars&ccedil;a &ldquo;mahiye&rdquo; (aya &ouml;zg&uuml;) ya da &ldquo;m&uuml;heyya&rdquo;dan (hazırlanmış, sıralanmış) kelimelerinden gelmektedir.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">&nbsp;&nbsp;</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zden ge&ccedil;mişe baktığımızda mahya sanatının &ccedil;ok zor bir şey olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. O d&ouml;nemlerde hazırlanacak mahyalar, &ouml;ncelikli olarak atlas kumaşlar &uuml;zerine &ccedil;izilip padişahın beğenisine sunulur, onay alanlar hazırlanarak minarelere asılırmış. Mahya sanatı, genelde İstanbul&rsquo;a &ouml;zg&uuml; imiş, &ccedil;&uuml;nk&uuml; birden fazla minaresi olan camiiler sadece İstanbul&rsquo;da bulunmakta imiş. Bu olayın istisnası Edirne, Selimiye Camii imiş. Kayıtlarda Bursa&rsquo;da, Rumeli&rsquo;nde Siroz&rsquo;da ve bir defa olmak &uuml;zere Konya&rsquo;da mahya kurulduğu ge&ccedil;mekteymiş. Daha sonraları bu olayı seven ve g&ouml;rmek isteyen halk, b&ouml;lgelerindeki camiilerin minare sayısının arttırılması, uzatılması ile ilgili taleplerde bulunmaya başlamış. </span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Mahyacılık hi&ccedil; de kolay bir iş değilmiş. &Ccedil;izilecek desen, yazı, &ouml;ncelikle kareli kağıt &uuml;zerinde hazırlanır, kandillerin (o d&ouml;nemde elektrik olmadığı i&ccedil;in diye hatırlatalım) yerleri belirlenir, sonra halatlar &uuml;zerine kandiller, d&uuml;ğ&uuml;mlemek ve halkalarla birbirinin i&ccedil;inden ge&ccedil;irmek sureti ile yerleştirilirlermiş. Her mahyacı aylar s&uuml;ren &ccedil;alışmalarını, Ramazan ayında ışıklarla g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde sergilermiş. Bu olay, aynı zamanda tatlı bir yarış halinde imiş. Her gece, hatta aynı gece iki namaz (yatsı ve teravih) arasında, eserlerini değiştiren mahyacılar varmış. O kandillerin tek tek yakılması gerektiğini de d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde bu işin hayli zorlu olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Mahya desenleri arasında Kızkulesi, kayık, vapur, k&ouml;şk ve fıskiye, k&ouml;pr&uuml;, iki minareli ve kubbeli cami, a&ccedil;ık şemsiye, &ccedil;orba kasesi, &ccedil;i&ccedil;ek, k&ouml;şkl&uuml; kayık, top arabası resimleri yer almaktaymış. 1911 ramazanından başlayarak &ldquo;Yaşasın H&uuml;rriyet&rdquo;, &ldquo;Eytama (yetimlere) yardım&rdquo;, &ldquo;Hilal-i Ahmeri (Kızılay) unutma&rdquo;, &ldquo;Tayyareyi unutma&rdquo;, &ldquo;Yerli malı al&rdquo;, &ldquo;Yaşasın Misak-ı Milli&rdquo;, &ldquo;Yaşasın İstikl&acirc;liyet&rdquo; vb. s&ouml;zler mahya yazıları arasında yerlerini almış.</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">Yeni harfle kurulan mahyalar arasında ise &ldquo;İsraftan ka&ccedil;ın, Tayyare cemiyetine yardım. Yetimleri unutma, İsraftan ka&ccedil;, Yerli malı al, (para biriktir), Himaye-i Etfale yardım. İ&ccedil;ki aile d&uuml;şmanıdır, Kumar insanı mahveder&rdquo; gibi s&ouml;zler yeralmaktaymış. Cumhuriyet d&ouml;neminde bu s&ouml;zlerin yazılmasının nedeni ise insanları milli birlik ve beraberliğe teşvik etmek, yardımlaşmayı ve k&ouml;t&uuml; huylardan vazge&ccedil;ilmesini telkin etmek ama&ccedil;lanmış. Cumhuriyetle birlikte, Atat&uuml;rk, Yaşasın Cumhuriyet yazan mahyalar kurulur olmuş ve bu sanat g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze dek bu şekli ile ulaşmış...</span></span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt; color: #595959">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise mahya ışıklarına bir&ccedil;ok camide ve kentte rastlamak m&uuml;mk&uuml;n. Eskiden kandil yakılırken g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde artık herkes lambalar kullanılıyor. Eskiden farklı renklerden ışık elde etmek &ccedil;ok zor iken g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ok rahat bir şekilde lambaların farklı renklere boyanmasıyla farklı renkler elde ediliyor. Ayrıca eskiden sadece Anadolu&nbsp; mahya ışıkları, artık n&oelig;llerde Avrupa&rsquo;da g&ouml;r&uuml;nen yeni s&uuml;sleme bi&ccedil;imlerimden biri haline geldi. Her yerde karşılaşabileceğiniz &ldquo;welcome new year&rsquo;&rsquo; c&uuml;mlelere hazır olmamız gerekir. Yani bu da bir bakıma g&uuml;zel şeylerin nasıl evrensel olabileceğinin bir &ouml;rneğidir belki de...</span></span></div><div style="text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman">&nbsp;</span></div><div style="text-align: justify"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 10pt; color: gray"><a href="http://taraf.com.tr/haber.asp?id=16566" target="_blank" class="pageLinks"><span style="color: gray; text-decoration: none; text-underline: none">http://taraf.com.tr/haber.asp?id=16566</span></a></span></span></div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>12 Sep 2008 22:32:42 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009033470</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>Bir Ramazan Gelene&#287;i: MAHYA</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000004489190</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/44/89/5000000004489190.gif" align='right' border='0'> <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 18pt; text-align: justify"><span style="font-size: 12.5pt; color: #333399"><font face="Times New Roman">Mahya, Ramazanda iki minare arasına yazı yazma geleneğidir. İki minare arasına gerilen halatlara, &quot;Hoş Geldin Ramazan&quot;, &quot;On Bir Ayın Sultanı&quot;, &quot;Bismillah&quot;, &quot;Elhamd&uuml;lillah&quot; gibi yazılar yazılır. Bunlar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ampullerle yapılır. &Ccedil;ok eskiden yani elektriğin olmadığı d&ouml;nemlerde bu iş halatlara bağlanan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kandillerle yapılıyormuş. Eski zamanlarda ramazanın ilk on beş g&uuml;n&uuml;nde yazılarla, son on beş g&uuml;n&uuml;nde de resimlerle s&uuml;slenirmiş mahyalar. Son birka&ccedil; g&uuml;nde de &quot;Elveda Ey Şehri Ramazan&quot; yazısıyla veda edermiş Ramazan'a ve şehrin insanlarına. Avrupalı bir seyyah'ın &quot;g&ouml;kten yıldızları toplayıp minareler arasına yazı yazmak&quot; olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; mahyalar &ccedil;ocuklar i&ccedil;in de ramazan gecelerinin en g&uuml;zel s&uuml;s&uuml;ym&uuml;ş.<br><br><a href="http://arkadasim.zaman.com.tr/?bl=30&amp;hn=12508" target="_blank" class="pageLinks"><font size="3" color="#666666">http://arkadasim.zaman.com.tr/?bl=30&amp;hn=12508</font></a></font></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>27 Sep 2007 22:44:15 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000004489190</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>OsmanLı Sanatı</dc:creator>
		<title>Siteniz Ger&#231;ekten G&#252;zeL oLmu&#351; &#223;a&#351;ar&#305;Lar&#305;n&#305;z&#305;n Dewam&#305;n&#305; Diler Sizleride &#223;enim Siteme &#223;ekLerim                wWw.OsmanliSanati.Azbuz.Com             &#220;ye oLursan&#305;z Sewinirim...</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009017657</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <h3 style="color: red"><span style="background-color: lime">Siteniz Ger&ccedil;ekten G&uuml;zeL oLmuş &szlig;aşarıLarınızın Dewamını Diler Sizleride &szlig;enim Siteme &szlig;ekLerim</span>&nbsp;<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.osmanlisanati.azbuz.com/" target="_blank" class="pageLinks"><font color="#cc9933">wWw.OsmanliSanati.Azbuz.Com</font></a>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp; <span style="background-color: yellow">&Uuml;ye oLursanız Sewinirim...</span></h3> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>11 Sep 2008 12:35:19 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009017657</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>Gece K&#226;im G&#252;nd&#252;z S&#226;im</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008908579</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/a9fYDBS2jmk&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/a9fYDBS2jmk&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object><br>
<br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/89/8/5000000008908579.gif" align='right' border='0'> <p>&nbsp;</p><p><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'">Din k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde bir deyim vardır. </span><span style="font-size: 12.5pt; color: #548dd4; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-themecolor: text2; mso-themetint: 153"><b>Gece k&acirc;im</b></span><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'">, </span><span style="font-size: 12.5pt; color: #76923c; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-themecolor: accent3; mso-themeshade: 191"><b>g&uuml;nd&uuml;z s&acirc;im</b></span><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'"> diye... Gece namaz kılarak ibadet eden, g&uuml;nd&uuml;z de oru&ccedil; tutan kişi anlamında&hellip;</span></p><p><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'"><p>Sanırım &ccedil;oğu kişi anlamını bilmez. Niye &ouml;nce namaz sonra oru&ccedil;? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dini g&uuml;nler ay takvimine g&ouml;re belirlenmiştir. Yani g&uuml;n ayın g&ouml;r&uuml;nmesiyle başlar. B&ouml;yle olunca da dini g&uuml;nler, gece başlayıp ertesi g&uuml;n g&uuml;neşin batımına kadar devam eder. Bu sebeple de bu inceliği bilmeden kandil g&uuml;nleri kandil dolayısıyla oru&ccedil; tutanlar, esasında kandil g&uuml;n&uuml; oru&ccedil; tutmamaktadırlar. Tuttukları oru&ccedil;, kandilden &ouml;nceki g&uuml;n i&ccedil;in olmaktadır. Halbuki yukarıdaki deyimimizi bilseler bu hataya d&uuml;şmeyecekler&hellip;</p><p><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'">İşte bu deyimi bir ay yaşayacağımız Ramazan ayı geldi. Bu Pazar gecesi </span><span style="font-size: 12.5pt; color: #548dd4; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-themecolor: text2; mso-themetint: 153"><b>k&acirc;im</b></span><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'"> olup pazartesi g&uuml;n&uuml; de </span><span style="font-size: 12.5pt; color: #76923c; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-themecolor: accent3; mso-themeshade: 191"><b>s&acirc;im</b></span><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'"> olacağız. Şimdiden kılacağınız namazların ve tutacağınız oru&ccedil;ların Allah tarafından kabul olunmasını diler, bu g&uuml;nlerin hayırlar getirmesini dilerim&hellip; </span></p><p><span style="font-size: 12.5pt; color: black; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ve bu gece kılmaya başlayacağımız teravih namazının nasıl kılınacağını da aşağıdaki video ile hatırlayalım&hellip; <br><br></span></p></span></p><p>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: normal; text-align: justify"><span style="font-size: 20pt; color: #e36c0a; font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-themecolor: accent6; mso-themeshade: 191"><a href="http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http:/www.youtube.com" target="_blank" class="pageLinks"><span style="color: #e36c0a; text-decoration: none; text-underline: none; mso-themecolor: accent6; mso-themeshade: 191">Buraya tıkladıktan</span></a></span><span style="font-size: 12.5pt; font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> sonra videoları izleyebilirsin&hellip;</span></p><p><br>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>31 Aug 2008 01:51:09 GMT</pubDate>
		<guid>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008908579</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>dkaböğretmeni</dc:creator>
		<title>&amp;#8220;Allah&amp;#8221; Nas&#305;l &amp;#8220;Hz. H&#305;z&#305;r&amp;#8221; Oldu?</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://dinvekultur.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008870251</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><br>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7484089209851548";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
google_ad_format = "728x90_as";
google_ad_type = "text_image";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFCC66";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "78B749";
google_color_text = "F2984C";
google_color_url = "3D81EE";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/88/70/5000000008870251.gif" align='right' border='0'> <p><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 26pt; color: #548dd4">&ldquo;Allah&rdquo; Nasıl &ldquo;Hz. Hızır&rdquo; Oldu?</span></span></p><p><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Ge&ccedil;enlerde bir hastaneye gittim. Baktım &uuml;zerinde <b>&ldquo;Hızır acil servis&rdquo;</b> yazılı bir ambulans var. Amb&uuml;l&acirc;ns g&ouml;revlisine <b>&ldquo;Sizin işiniz nedir?</b> diye sorunca, adı &uuml;zerinde hastalara <b>&ldquo;Hz. Hızır gibi yetişiriz&rdquo;</b> dedi.</span></span></p><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Hızır gibi yetişmek&hellip;&rdquo;</span></b></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Yurdum insanı <b>&ldquo;Yetiş ya Hızır!&rdquo;</b> diye yalvarınca <b>&ldquo;Hz. Hızır&rdquo;</b> gibi anında orada bitiveriyorlar!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Hz. Hızır&hellip;&rdquo;</span></b></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Hz. <b>Musa</b>&rsquo;nın iki denizin birleştiği yerde Hz.Hızır ile karşılaştığını, Kur&rsquo;an&rsquo;da Kehf suresinde ge&ccedil;en kıssada bunun anlatıldığını duymuşsunuzdur. Daha ge&ccedil;enlerdeki bir kandil gecesinde vaizin biri ballandıra ballandıra bunu anlatıyordu.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Hani şu her an her yerde olabilen, oturup kalktığı her yerden yeşillikler biten, nerede sıkışırsan orada her t&uuml;rl&uuml; kılıkta g&ouml;r&uuml;nebilen, baharın m&uuml;jdecisi <b>&ldquo;Hıdırellez&rdquo;</b> bayramında kutlamalar yapılarak ş&uuml;kr&uuml; eda edilen Hz. Hızır aleyhisselam&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Madem iş Kur&rsquo;an&rsquo;a dayandırılıyor, <b>&ldquo;Dur hele&rdquo;</b> diyelim ve buraya bir mim koyalım.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">&Ouml;ncelikle şunu s&ouml;yleyeyim ki &ldquo;Hz. Hızır&rdquo; gibi <b>&ldquo;k&uuml;lt&rdquo;</b>lerin halkın inan&ccedil; d&uuml;nyasında bir yeri olabilir. Para-psikolojik bir ihtiya&ccedil; veya bir halk sosyolojisi ger&ccedil;eği de olabilir. Benim derdim bunlar değil&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Benim derdim <b>&ldquo;Kur&rsquo;an metni&rdquo;</b>dir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bu nedenle, &ouml;rneğin <b>&ldquo;Denizin yarılması&rdquo;</b>, <b>&ldquo;Salih&rsquo;in devesi&rdquo;</b>, <b>&ldquo;İbrahim&rsquo;in kuşları&rdquo;</b>, <b>&ldquo;S&uuml;leyman&rsquo;ın karıncaları&rdquo;</b> vs. ile niye uğraştığımı soranlar, bilmelidirler ki, bu sorunun muhatabı ben değilim. Derim ki: Vahyedene sorun!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">&Ouml;yle ya <b>&ldquo;on emir&rdquo;</b> gibi sekiz-on maddede Kur&rsquo;an&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n mesaj verilebilirdi. Bunca 600 k&uuml;sur sahifelik mushafa, &uuml;stelik i&ccedil;inde ge&ccedil;en onca kıssaya ne gerek vardı, &ouml;yle değil mi?</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Madem gerek duyulmuş ve madem referans metne alınmış, &uuml;stelik bu, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem verdiğim Allah&rsquo;ın kelamı, o halde &ldquo;<b>Aldırma, ge&ccedil; git&rdquo;</b> diyemem, aldırırım! Necip Fazıl&rsquo;ın tabiri ile <b>&ldquo;kaba softanın&rdquo;</b> atıp tutmasına, &uuml;f&uuml;r&uuml;p savurmasına seyirci kalamam! Oraya bir mim koyar i&ccedil;ini dışını ortaya d&ouml;kerim!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Şurası bilinmeli ki, bir şey <b>&ldquo;Kur&rsquo;an metninde&rdquo;</b> ge&ccedil;iyor/ona dayandırılıyorsa, tabiri caizse <b>&ldquo;elime d&uuml;şm&uuml;ş&rdquo;</b> demektir. Eğer bu metinden uzak tutuluyorsa sorun yok, o zaman isterse <b>&ldquo;eşeğe&rdquo;</b> tapsın aldırmam, ge&ccedil;er giderim...</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Velhasıl &ldquo;Kur&rsquo;an metninde&rdquo; ne deniyor, benim derdim budur. Boşuna neden bunlarla uğraşıyorsun denilip durulmasın.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Herkes duysun: Kur&rsquo;an&rsquo;ı <b>&ldquo;mehcur&rdquo;</b> bırakılmaktan kurtaracağız! Bunun i&ccedil;in memleketin d&uuml;ş&uuml;nen kafalarını ve parlak beyinlerini bu metin &uuml;zerinde mesaiye &ccedil;ağırıyorum! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;Kur&rsquo;an metni&rdquo; hi&ccedil; bu kadar cehaletin elinde kalıp tanınmaz hale gelmemişti&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Şimdi&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Kur&rsquo;an&rsquo;da <b>&ldquo;Hz. Musa ile Bilge kişi kıssası&rdquo;</b> evet, bir şey anlatıyor. Hem de &ccedil;ok &ouml;nemli bir şey anlatıyor.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bakın nasıl&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">&Ouml;nce bir rivayet:</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">Semure</span></b><span style="font-size: 12.5pt"> <b>bin C&uuml;ndep&rsquo;ten</b> gelen bir rivayete g&ouml;re, mescitte bir g&uuml;n <b>Hz. Peygamber</b> şunları anlattı:</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Beni iki adamın alarak mukaddes topraklara g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;m. Gittik gittik bir yere geldik. Orada ağzından ensesine kadar &ccedil;engel sokulan adamlar g&ouml;rd&uuml;m. &ldquo;<i>Bunlar kim</i>?&rdquo; dedim, &ldquo;<i>Y&uuml;r&uuml;</i>&rdquo; dediler&hellip; Sonra gittik gittik bir yere geldik . Orada başı taşla ezilen adamlar g&ouml;rd&uuml;m. &ldquo;Bunlar <i>kim?</i>&rdquo; dedim, &ldquo;Y&uuml;r&uuml;&rdquo; dediler... Sonra gittik gittik bir yere geldik . Orada tandırda yanan &ccedil;ıplak kadınlar ve erkekler g&ouml;rd&uuml;m. &ldquo;<i>Bunlar kim?&rdquo;</i> dedim, &ldquo;Y&uuml;r&uuml;&rdquo; dediler&hellip;Sonra gittik gittik bir yere geldik . Orada kanlı bir nehirde &ccedil;ırpınan adamlar g&ouml;rd&uuml;m. &ldquo;Bunlar kim?&rdquo; dedim, &ldquo;Y&uuml;r&uuml;&rdquo; dediler&hellip;Sonra yine gittik gittik bir yere geldik . Orada ağa&ccedil;ların altında etrafında &ccedil;ocuklarla oturan bir ihtiyar ve yeşil bah&ccedil;eli evler g&ouml;rd&uuml;m . &ldquo;<i>Bunlar kim, burası neresi</i>?&rdquo; dedim, &ldquo;<i>Artık yolun sonuna geldik, şimdi dinle</i>&hellip;&rdquo; dediler: İlk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n yalan s&ouml;yleyenler, ikinci g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n bildiği halde Kur&rsquo;an ile amel etmeyenler, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n zina yapanlar, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n faiz yiyenlerdi. Bah&ccedil;ede g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ihtiyar İbrahim, etrafındaki &ccedil;ocuklar da insanların &ccedil;ocuklarıydı. Ben Cebrail&rsquo;im, bu da Mikail&hellip; &ldquo;<i>Başını yukarı kaldır</i>&rdquo; dediler. Başımı kaldırdım, bir de baktım ki &uuml;st&uuml;mde bir bulut dolaşıyor. Bana &ldquo;<i>İşte bu da senin evindir</i>&rdquo; dediler. &ldquo;<i>Bırakın gireyim</i>&rdquo; dedim, &ldquo;<i>Ama senin tamamlamadığın bir &ouml;mr&uuml;n var, eğer tamamlasaydın girerdin</i>&rdquo; dediler.&rdquo; (Sahih-i Buhari; Kitabu&rsquo;l-Cum&rsquo;a, no: 8)&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Sizce, bunları Hz. Peygamber&rsquo;den dinleyen sahabeler &ldquo;Ağzından &ccedil;engel sokulan adamlar kimlerdi? Başı taşla ezilen adamlar ka&ccedil; kişiydi? Kanlı nehirde ka&ccedil;ı boğuldu? Tandırda yanan &ccedil;ıplak kadın ve erkekler elbiselerini nereye koymuştu? O g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n İhtiyar ka&ccedil; yaşındaydı? Etrafındaki &ccedil;ocuklar erkek miydi kız mıydı? O yeşil bah&ccedil;eli evler keresteden mi tuğladan mı yapılmıştı?&rdquo; vs. diye sormuş mudur?</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Yoksa ş&ouml;yle mi demişlerdir: &ldquo;Tamam ey Allah&rsquo;ın Resul&uuml;! Başımız g&ouml;z&uuml;m&uuml;z &uuml;st&uuml;ne: Yalan s&ouml;ylemeyeceğiz, Kur&rsquo;an ile amel edeceğiz, zina yapmayacağız, faiz yemeyeceğiz&hellip; Bunlara riayet edersek orada <b>Hz. İbrahim</b> ile beraber olacak, cennetin yeşil bah&ccedil;eli k&ouml;şklerinde ağırlanacağız. Anladık, aldık kabul ettik, amenn&acirc;&hellip;&rdquo;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi bu rivayette anlatılmak istenen, yalan s&ouml;yleyenlerin, Kuran&rsquo;ı bildiği halde yaşamayanların, faiz yiyenlerin, zina edenlerin h&acirc;l-i p&uuml;r mel&acirc;li, Hz. İbrahim&rsquo;in ve <b>Hz. Muhammed</b>&rsquo;in yolundan gidenlerin ise h&acirc;l-i p&uuml;r cem&acirc;lidir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Kıssadan hisse&rdquo;</span></b><span style="font-size: 12.5pt"> budur&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Gerek Hz. Peygamber, gerek Hz. İsa bu yolla bir &ccedil;ok şey anlatmıştır. Bu konuda Hz. İsa&rsquo;nın İncil&rsquo;deki benzetmeleri meşhurdur. &ldquo;On kız benzetmesi&rdquo;, &ldquo;Bağ kiracıları benzetmesi&rdquo;, &ldquo;D&uuml;ğ&uuml;n ş&ouml;leni benzetmesi&rdquo;, &ldquo;İki oğul benzetmesi&rdquo; vb. Buralarda Hz. İsa, bir &ccedil;ok &ldquo;kıssa&rdquo; anlatır ve bunlardan hisseler &ccedil;ıkarır.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bu t&uuml;r anlatıların temel &ouml;zelliği şudur: Anlatıcı genellikle &uuml;&ccedil;, beş, ya da yedi yere uğrar. Her birinde bir şey g&ouml;r&uuml;r. Sonunda yolun sonuna gelinir ve anlatıcı tekrar başa d&ouml;nerek &ldquo;Birinci g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n şuydu, ikinci şuydu, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şuydu&hellip;&rdquo; der. En sonunda da kıssadan hisseyi &ccedil;ıkarır. &ldquo;Demek ki ş&ouml;yle olmak lazım evlat&hellip;&rdquo; gibi <b>&ldquo;hayata dair&rdquo;</b> &ouml;zl&uuml; bir nasihatla biter&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Mesela eski Fars adebiyatında Z&uuml;mr&uuml;t&uuml; Anka kuşu yedi tepeye uğrar. Bunların her birinin ne olduğunu en son Kaf Dağı&rsquo;nı aştığında s&ouml;yler. Buradan, zorlu engeller aşılarak ancak &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğe ulaşılabileceği dersi verilir&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Eski T&uuml;rk edebiyatında Deli Dumrul &uuml;&ccedil; kişiden (babası, annesi, eşi) Azrail&rsquo;e verilmek &uuml;zere &ouml;d&uuml;n&ccedil; can ister. İlk ikisi vermez, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; verir. Burada da sevgili ve eş olmanın y&uuml;celiği anlatılmak istenir&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Buna benzer anlatım Kur&rsquo;an&rsquo;da iki kıssada ge&ccedil;er: Z&uuml;lkarneyn ve Musa ile Bilge kişi (halk arasında Hz. Hızır diye bilinir) kıssası&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Z&uuml;lkarneyn de &uuml;&ccedil; yere uğrar: Haksızlık yapan bir halk, kendi halinde yaşayan bir halk ve saldırı tehditi altında olan bir halk&hellip;Z&uuml;lkarneyn (bir kral) her &uuml;&ccedil; yerde &uuml;&ccedil; t&uuml;r davranış sergiler ve buradan bir kralın (siyasi otorite, devlet) halka nasıl davranması gerektiği evrensel dersini verir&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Usule dair kısa bir ara hatırlatma: Kur&rsquo;an&rsquo;ın kıssa mantığının edebiyattaki <b>&ldquo;toplumsal ger&ccedil;ek&ccedil;i&rdquo;</b> akımının &ouml;yk&uuml; mantığına benzediğini s&ouml;yleyebiliriz. Yani kıssada ge&ccedil;en olaylar genellikle ya kavranması/ tekrar yaşanması m&uuml;mk&uuml;n olan eski &ccedil;ağlardaki ger&ccedil;ek yaşam &ouml;yk&uuml;lerinden se&ccedil;ilir. Ya da <b>&ldquo;ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml;&rdquo;</b> bir &ouml;yk&uuml;lendirme ile ruh, melek, şeytan gibi kavranması m&uuml;mk&uuml;n olmayan, fıtrat, deri, el, ayak, dağ, yery&uuml;z&uuml; gibi de konuşmaları m&uuml;mk&uuml;n olmayan olaylardan/durumlardan se&ccedil;ilir ve fakat bunlar &uuml;zerinden yine ger&ccedil;ek yaşama y&ouml;nelik mesajlar verilir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Yani &ldquo;toplumsal ger&ccedil;ek&ccedil;i&rdquo; dediğimiz &ouml;yk&uuml;lendirme, tarihte meydana gelmiş ve sonraki &ccedil;ağlarda da benzerleri olmaya devam edecek bir olayın ilgili b&ouml;l&uuml;mlerini, aynı adla sinemaya aktarıp filmini &ccedil;eker gibi yeniden &ouml;yk&uuml;lendirerek kıssalaştırmaktır. Bunun &uuml;&ccedil; t&uuml;rl&uuml; olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz: 1- Bir peygamberin veya tarihsel şahsiyetin etrafında d&ouml;nen kimi olaylar, Mekke&rsquo;de Hz. Peygamber&rsquo;e, oradan da sonraki &ccedil;ağlara &ouml;rnek olacak şekilde &ouml;yk&uuml;lendirilir; peygamber kıssalarının tamamı b&ouml;yledir&hellip;2- Tarihsel bilgisi sadece Allah&rsquo;ın kendi ezeli ilminde kalmış bir olay tarihin tozlu sayfalarından &ccedil;ıkarılarak &ouml;yk&uuml;lendirilir; Z&uuml;lkarneyn, Ashab-ı Kehf , Ashabı- Uhdud veya Bah&ccedil;e sahipleri kıssası b&ouml;yledir&hellip; 3- Veya bir kişinin diğerine &ouml;ğ&uuml;t ve nasihat amacı ile anlattıkları &ouml;yk&uuml;lendirilerek kıssa haline getirilir. Lokman ve Musa ile Bilge kişi kıssası da b&ouml;yledir&hellip; Bunlardan &ccedil;ıkarılacak mesajlar genellikle yer ve zaman ismi verilmeyerek de evrenselleştirilir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml;&rdquo;</span></b><span style="font-size: 12.5pt"> &ouml;yk&uuml;lendirme ise, ger&ccedil;ek yaşama y&ouml;nelik mesaj vermesi i&ccedil;in ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml; bir anlatımla, kinaye (oluşturma), teşhis (kişileştirme) veya intak (konuşturma, dile getirme) anlatım sanatları kullanarak yapılan metafizik &ouml;yk&uuml;lendirmelerdir. Begovi&ccedil;&rsquo;in semav&icirc; prolog (g&ouml;kteki ilk konuşma), M. İkbal&rsquo;in &ldquo;İblis Parlementosu&rdquo; dediği Allah, İblis ve melekler arasında ge&ccedil;en konuşma veya Allah&rsquo;ın ruhlar (insanların vicdanı, fıtratı, i&ccedil; d&uuml;nyası) ile konuşması veya insanın derileri, elleri ve ayaklarının dile getirilip konuşturulması veya dağlar ile, yery&uuml;z&uuml; ile konuşulması gibi&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Usule dair bu hatırlatmadan sonra esasa gelelim&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Yazının girişinde aktardığımız Hz. Peygamber&rsquo;in beş yere uğrayarak anlattıklarının <b>&ldquo;ayetleştirildiğini&rdquo;</b> d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Konuşan bu sefer Allah olacağı i&ccedil;in, Hz. Peygamber ile o iki kişi arasında ge&ccedil;en <b>&ldquo;diyalog&rdquo;</b> &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi kipiyle anlatılacaktı: &ldquo;<i>Muhammed&rsquo;e, iki kişi y&uuml;r&uuml; dedi. Muhammed &ldquo;Bunlar kim?&rdquo; dedi. Sonra gittiler gittiler, kanlı denizde &ccedil;ırpınan insanlar g&ouml;rd&uuml;ler. Muhammed &ldquo;Bunlar kim?&rdquo; dedi, sonra tekrar gittiler</i>&hellip;&rdquo; vb.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">İşte Musa ile bilge kişi arasındaki diyalog ta aynen b&ouml;yledir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Yani <b>&ldquo;Bilge kişi&rdquo;</b> (kullardan sevgili bir kul) tıpkı Hz. Peygamber&rsquo;in sahebeye anlattığı gibi Hz. Musa&rsquo;ya <b>&ldquo;anlatmaktadır&rdquo;</b>. Bir yere gittikleri yok! Bu <b>&ldquo;diyaloğu&rdquo;</b> Kur&rsquo;an bize &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; taraf olarak aktarıyor. Bilge kişi tıpkı diğer anlatılar gibi Musa&rsquo;yı &uuml;&ccedil; yere (gemi, gen&ccedil;, duvar) g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor ve yolun sonunda tekrar başa d&ouml;nerek &ldquo;Birinci g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n şuydu, ikinci buydu, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; de bu&rdquo; diyerek <b>&ldquo;hisseyi&rdquo;</b> &ccedil;ıkarıyor.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Şimdi kısayı bu g&ouml;zle Kur&rsquo;an&rsquo;dan okuyalım:</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;Derken orada sevgili kullarımızdan bir kul buldular. Biz ona tarafımızdan bir bilgi &ouml;ğretmiştik. Musa ona &ldquo;Sana &ouml;ğretilen bilgiden bana da &ouml;ğretmen i&ccedil;in sana tabi olabilir miyim&rdquo; dedi. &ldquo;Doğrusu sen benimle beraber olmaya dayanamazsın. Aklının almayacağı şeye nasıl dayanacaksın?&rdquo; dedi. Musa: &ldquo;İnşallah beni sabırlı bulacaksın; sorun &ccedil;ıkarmam merak etme&rdquo; dedi. &ldquo;Madem &ouml;yle, eğer bana uyacaksan, ben sana a&ccedil;ıklama yapıncaya kadar hi&ccedil; bir şey hakkında soru sormayacaksın&rdquo; dedi&hellip; Ve y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler&hellip; Bir gemiye binince o gemide bir delik a&ccedil;tı. Musa: &ldquo;İ&ccedil;indekiler boğulsun diye mi deldin onu? Bu yaptığın &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir şey&rdquo; dedi. &ldquo;Benimle beraber olmaya dayanamazsın dememiş miydim?&rdquo; dedi. Musa: &ldquo;Neyse unutmuşum; su&ccedil;lama beni, s&ouml;ylediğime de fazla takılma&rdquo; dedi. Yine y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler&hellip; Nihayet bir gence rastlayınca onu &ouml;ld&uuml;r&uuml;verdi. Musa: &ldquo;Haksız yere masum bir cana mı kıydın? Bu yaptığın &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir şey&rdquo; dedi. &ldquo;Benimle beraber olmaya dayanamazsın dememiş miydim?&rdquo; dedi. Musa: &ldquo;Tamam, tamam, eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle ilişkiyi kesersin, o zaman haklısın&rdquo; dedi.</span></b></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">Yine y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler&hellip; Nihayet bir kasaba halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar kendilerini misafir etmekten ka&ccedil;ındı. Derken orada yıkılmak &uuml;zere olan bir duvar buldular. O, duvarı onardı. Musa: &ldquo;İsteseydin yaptığına karşılık &uuml;cret alabilirdin&rdquo; dedi&hellip; &ldquo;İşte şimdi, seninle yol ayrımına geldik. Şimdi sana o kabullenmekte zorlandığın şeylerin i&ccedil;y&uuml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklayacağım.&rdquo; dedi. İlk olarak o tekne, ge&ccedil;imini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti. Ben ona hasar vermek istemedim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; peşlerinde b&uuml;t&uuml;n sağlam gemilere el koyan bir h&uuml;k&uuml;mdar vardı&hellip; O gence gelince, anne-babası m&uuml;min kimselerdi. Gencin anne-babasını azgınlık ve k&uuml;f&uuml;r ile yoldan &ccedil;ıkarmasından korktuk. Rablerinin ondan daha temiz ve merhamete yatkın bir evlat vermesini istedik&hellip; Gelelim duvara, o duvar şehirde iki &ouml;ks&uuml;z &ccedil;ocuğa aitti. Altında onlara miras kalmış hazine g&ouml;m&uuml;l&uuml;yd&uuml;. Babaları da iyi bir zat idi. Rabbin istedi ki o &ouml;ks&uuml;zler ergenlik &ccedil;ağına ulaşsınlar da Rabbinden bir sevgi ve merhamet olarak hazinelerini &ccedil;ıkarsınlar&hellip; Bak b&uuml;t&uuml;n bunlar kendiliğimden yaptığım işler değil. İşte senin bir t&uuml;rl&uuml; anlayamadığın olayların i&ccedil; y&uuml;z&uuml;!&rdquo;</span></b><span style="font-size: 12.5pt"> (Kehf; 18/65-82)</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bu kıssa &uuml;zerine &ldquo;Hz. Hızır&rdquo; adı altında zengin bir efsane &uuml;retildiğini g&ouml;r&uuml;yoruz. Sır ve tılsım anlatılarına yatkın eski d&uuml;nya dinlerinin iyiden iyiye etkisi altındaki dini d&uuml;nyamızın, b&ouml;yle bir kıssayı hi&ccedil; ka&ccedil;ırmayacağını s&ouml;ylememe bile gerek yok.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">H&acirc;lbuki bilge kişinin Hz. Musa&rsquo;ya nasihat olarak <b>&ldquo;anlattığı&rdquo;,</b> Kur&rsquo;an&rsquo;ın da bu iki kişi arasında ge&ccedil;en diyaloğu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; taraf olarak <b>&ldquo;aktardığı&rdquo;</b> kıssadan &ccedil;ıkarılması gereken ders şudur: Her an her yerde olan, zamanı ve mekanı kuşatan, tarihe b&uuml;t&uuml;n yelpazesi ile bakabilen, her şeyi aynı anda bilen ve her şeyi aynı anda (senkronik/hemdem) g&ouml;ren b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;ce g&uuml;&ccedil; var: <b>Allah!</b></span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Biraz daha a&ccedil;alım&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Allah&rsquo;ın oluş ve akışın b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne , zamanın her anına, mekanın her yerine ve b&uuml;t&uuml;n yelpazesi ile tarihin t&uuml;m&uuml;ne birden baktığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&hellip; Milyarlarca insanın nereden nereye gittiğini, kimin ne niyetle ne iş yaptığını, kimin nereye hangi ama&ccedil;la yol aldığını aynı anda g&ouml;ren, bilen ve duyan bir b&uuml;y&uuml;k kuşatıcı (<i>muh&icirc;t</i>) g&uuml;&ccedil; var&hellip; Balıkların denizin koynunda gezinmesi gibi, insanları da adeta avucunun i&ccedil;inde gezindiren bir <i>muhit-i ekber</i> (b&uuml;y&uuml;k kuşatıcı) var. Olaylar avucunun i&ccedil;inde olup bitiyor. B&uuml;t&uuml;n her şeyle canlı bir temas halinde. Her şeyi, her fısıltıyı, her kımıltıyı anında g&ouml;r&uuml;yor. Gemiyi delenle gemiye el koymaya geleni, b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce anne babasını kafir yapacak gen&ccedil; ile şu an salih olan anne babayı, duvarın altında g&ouml;m&uuml;l&uuml; hazine ile hazinenin sahibi yetim &ccedil;ocuğu zamanı ve mekanı farklı olmasına rağmen aynı anda g&ouml;ren, doğururken &ouml;len anne ile doğarken ağlayan &ccedil;ocuğu, elli sene &ouml;nce doğanla, y&uuml;z sene sonra &ouml;leni, tepeden inenle tepeye &ccedil;ıkanı, dağın arkasından gelenle &ouml;n&uuml;nden dolananı, &Ccedil;in&rsquo;de u&ccedil;an kelebekle Meksika&rsquo;da s&uuml;r&uuml;nen karıncayı, denizde y&uuml;zen balıkla havada u&ccedil;an kartalı, tavşanı kovalayan avcı ile &ccedil;alının kenarına saklanan ceylanı, Ege denizine girenle Hint okyanusundan &ccedil;ıkanı, havayı Afrika&rsquo;da soluyanla Sibirya&rsquo;da soluyanı aynı anda g&ouml;ren, aynı anda bilen bir Y&uuml;ce Kudret var&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">İşte bu kıssada insanlara Allah&rsquo;ın b&ouml;ylesi bir g&uuml;ce sahip olduğu &ldquo;Bilge kişi&rdquo; anlatısı &uuml;zerinden kavratılmak isteniyor.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bu t&uuml;r bilme ve g&ouml;rmelerin bir insanda ortaya &ccedil;ıkması ise, bu, Hz. Yusuf gibi kişinin olayları yorumlama g&uuml;c&uuml;ne (<i>tevilu&rsquo;l-ehadis</i>) sahip olması, gelişmeleri &ouml;nceden kestirmesi manasına gelir. T&uuml;rk&ccedil;ede &ldquo;sezmek, kestirmek, farkına varmak, d&ouml;rt adım sonrasını g&ouml;rebilmek&rdquo; dediğimiz şeyi &ccedil;ağrıştırır. B&ouml;ylesi bir yetiye sahip olmak i&ccedil;in insanları ve olayları iyi okumak, gelişmeleri iyi takip etmek, oluş ve akışa derinlemesine n&uuml;fuz etmek gerekir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Keza kıssa bize Hz. Musa&rsquo;nın Mısır&rsquo;dan ayrı kaldığı yıllarda cidd&icirc; bir hazırlık d&ouml;nemi ge&ccedil;irdiğini de &ccedil;ağrıştırıyor. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olasılıkla <b>Hz. Musa,</b> Firavun İmparatorluğu&rsquo;nun dayandığı sır, b&uuml;y&uuml;, tılsım ve asa ideolojisini bu d&ouml;nemde &ccedil;&ouml;zm&uuml;şt&uuml;r&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Kıssada kullanılan dil ve &uuml;sl&ucirc;p &ccedil;oğumuzun aşina olduğu tipik bir doğu anlatım sanatı olan &ldquo;kıssadan hisse&rdquo; formunu &ccedil;ağrıştırmaktadır: &ldquo;<i>Az gittiler, uz gittiler, dere tepe d&uuml;z gittiler.</i>&rdquo; diye başlayıp &ldquo;<i>Derken birinci tepede bir adama rastladılar, ikinci tepede bir koyun g&ouml;rd&uuml;ler, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; tepede de bir ağlayan bir kız&hellip;</i>&rdquo; diye genişleyen ve sonunda anlatıcının s&ouml;z&uuml; alarak &ldquo;<i>Dinle evl&acirc;t, birinci tepedeki adam şuydu, ikinci tepedeki koyun buydu, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; tepedeki ağlayan kız da şu şu&hellip;</i>&rdquo; diye sonu&ccedil;lanan ve en sonunda da &ldquo;<i>Gelelim kıssadan hisseye</i>&hellip;&rdquo; diye biten o bilgelik dolu anlatılar&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bu bir anlatım sanatı olup hadislerde &ccedil;ok&ccedil;a g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi Musa ile bilge kişi arasındaki anlatımın da b&ouml;yle olduğu anlaşılıyor. Yani bilge kişi Musa&rsquo;ya &ldquo;bilgece&rdquo; &ouml;ğ&uuml;tler vermekte, &ldquo;<i>D&uuml;ş&uuml;n ki</i> <i>seninle bir gemi g&ouml;rd&uuml;m, sonra bir &ccedil;ocuğu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m, sonra yıkılmakta olan bir duvara rastladım</i>&hellip;&rdquo; diye anlatmaktadır. Musa ise her seferinde &ldquo;Bu nasıl olur?&rdquo; diye sormaktadır. Nihayet sonunda s&ouml;z&uuml; olan bilge &ldquo;kıssadan hisseyi&rdquo; &ccedil;ıkarmakta ve <b>&ldquo;Her şeyi bilenin ve g&ouml;renin, her yerde aynı anda olanın Allah olduğu ve O&rsquo;nun bilgisinin zamanı ve mek&acirc;nı t&uuml;m&uuml;yle kuşattığı&rdquo;</b> dersini vermektedir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><b><span style="font-size: 12.5pt">&ldquo;O zaman b&uuml;t&uuml;n kıssalar da b&ouml;yledir&rdquo;</span></b><span style="font-size: 12.5pt"> denirse, yukarıdaki &ldquo;toplumsal ger&ccedil;ek&ccedil;i&rdquo; ve &ldquo;ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml;&rdquo; &ouml;yk&uuml;lendirme diye ikiye ayırarak anlattıklarımı tekrar okuyunuz.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Toplumsal ger&ccedil;ek&ccedil;i &ouml;yk&uuml;lendirme tarihte, hayatta ve tabiatta karşılığı olandır, fizikle ilgilidir. Ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml; &ouml;yk&uuml;lendirme ise, tarihte, hayatta ve tabiatta karşılığı olmayandır, metafiziği (idrak edilemeyeni) kavratmak i&ccedil;indir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">İşte Musa&rsquo;ya Bilge kişinin &ldquo;ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml;&rdquo; bir tarzda anlattıkları, &ldquo;toplumsal ger&ccedil;ek&ccedil;i&rdquo; bir tarzda ayetleştirilerek diyalog haline getirilmekte ve &ldquo;ge&ccedil;miş zamanda &ouml;yk&uuml;lendirme&rdquo; yapılarak aktarılmaktadır. Burada Allah anlatıcı değil; anlatılanı aktarıcıdır. Anlatıcı Musa&rsquo;nın karşısındaki Bilge kişidir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Tıpkı Hz. Peygamber&rsquo;in yazının girişindeki &ouml;rnek rivayette ge&ccedil;en anlatısının Bilge kişininki gibi ayetleştirilseydi &ldquo;<i>Sonra gittiler, Muhammed bunlar kim? deyince, o iki kişi ş&ouml;yle dedi</i>&rdquo; şeklinde anlatılacağı gibi&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Tıpkı <b>Hz. Peygamber&rsquo;in Hz. Ebubekir&rsquo;e</b> &ldquo;<i>D&uuml;n gece Kud&uuml;s&rsquo;e gittim</i>&rdquo; demesinin &ldquo;<i>Kulunu bir gece Mescid-i Haram&rsquo;dan Mescid-i Aksa&rsquo;ya y&uuml;r&uuml;ten Allah&rsquo;ın şanı ne y&uuml;cedir</i>&rdquo; (17/1) şeklinde ayetleşmesi gibi. Yoksa Hz. Aişe&rsquo;nin &ldquo;<i>B&uuml;t&uuml;n gece yanımdaydı</i>&rdquo; demesinden de anlaşılacağı gibi <b>&ldquo;fiziki&rdquo;</b> olarak bir yere gidildiği yok!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bunlar vicdan&icirc;, manev&icirc; ve ruhan&icirc; g&ouml;r&uuml;m olarak anlatanın vicdan, ruh, g&ouml;n&uuml;l ve dil d&uuml;nyasında olup bitmektedir.</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Toparlarsak&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Eski d&uuml;nya dinlerinde (Zerd&uuml;ştl&uuml;k, Hıristiyanlık, Yahudilik, Şamanizm ve Eski Yunan dinleri) bahar tanrıları, yarı tanrıları veya baş melekleri vardı. Baharın gelişinin, yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n canlanışının sorumlusuydular. &Ouml;rneğin &ldquo;Nevruz&rdquo; bahar, bitki ve yeşillik tanrılarının yaratmalarına başlama g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Buradan baharın gelişi yeşillikle ifade edildiği i&ccedil;in &ldquo;Hızır&rdquo; (Yeşillenmiş), aynı inan&ccedil; Tevrat&rsquo;da &ldquo;İliy&acirc;z/s&rdquo; olarak ge&ccedil;tiği i&ccedil;in de ikisi birleştirilerek &ldquo;Hızır-İliy&acirc;s/z&rdquo; (Hıdırıellez) oldu!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">Bilge kişi, &ccedil;imenler &uuml;zerinde oturarak Hz. Musa&rsquo;ya nasihat ettiği i&ccedil;in, buradan, yeşillik demek olan Hızır ile ilişkilendirildi ve verdiği mesaj olan <b>&ldquo;Her an her yerde olan Allah&rdquo;</b> da her an her yerde bitiveren &ldquo;Hz. Hızır&rdquo; oldu!</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">M&uuml;sl&uuml;man zihinde <b>&ldquo;Allah&rsquo;a&rdquo;</b> iman b&ouml;ylece &ccedil;&ouml;k&uuml;nce, eski d&uuml;nya dinlerinin bahar tanrıları <b>&ldquo;Hızır gibi yetişti&rdquo;</b> ve &ldquo;Yetiş ya Hızır!&rdquo; Allah&rsquo;a imanı &ccedil;&ouml;km&uuml;şlerin &ccedil;aput ve t&uuml;rbe duası oldu&hellip;</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: normal"><span style="font-family: Times New Roman"><span style="font-size: 12.5pt">***</span></span></div><div style="margin: 0cm 0cm 10pt;